Gelişen askerî teknolojiler, yalnızca hava ve kara alanlarını değil, denizlerdeki güvenlik dinamiklerini de giderek daha çeşitli hale getiriyor.
Artan risk ortamına karşı Türkiye’nin savunma sanayii , ileri teknolojileri operasyonel güce dönüştürerek özgün ve yerli çözümler geliştirmeye devam ediyor.
Bu çalışmaların öne çıkan örneklerinden biri de HAVELSAN tarafından geliştirilen SANCAR Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA). Modern harp ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde tasarlanan SANCAR, deniz güvenliğinde yeni bir dönemin habercisi olarak dikkat çekiyor.
Peki, tüm bu teknolojik gelişmeler denizlerde nasıl bir stratejik avantaj sağlıyor? Türkiye’nin mevcut projeleri bu alanda hangi boşlukları dolduruyor? En önemlisi SANCAR , emsalleriyle kıyaslandığında hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor? Mercek altına aldık. ‘DENİZ HAKİMİYETİ STRATEJİK BİR ZORUNLULUK’ Savunma ve güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Coşkun Başbuğ, Türkiye’nin denizlerdeki varlığını güçlendirmeye yönelik önemli bir atılım içinde olduğunu söyledi. Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğuna dikkat çeken Başbuğ, bu nedenle deniz hakimiyetinin stratejik bir zorunluluk olduğunu…