Bayram denince akla ilk gelen şeylerden biri de rengârenk şekerler ve lokumlar… Özellikle Ramazan Bayramı ve şeker öylesine bütünleşir ki bir adı da Şeker Bayramı’dır… Beyoğlu Balık Pazarı’nda 1926’dan beri aynı dükkânda üretim yapan Üç Yıldız Şekerleme, bu yıl 100’üncü yaşını kutluyor. Bu köklü hikâyeyi, Feridun Dörtler ve yeni kuşağı temsil eden Altuğ Dörtler’le konuştuk. Feridun Bey eski bayramları anlatırken “Eskiden ramazanın bereketi, bir senenin bereketinden fazlaydı” diyor. Altuğ Dörtler’e göreyse bu işin sırrı hem geleneği korumak hem de değişen damak tadını doğru okumak…
– Üç Yıldız Şekerleme hikâyesi nasıl başlıyor?
Feridun Dörtler: Üç genç adam; biri babam, biri öz amcam, diğeri de onlara çok yakın olan Hüseyin Amcam… 1926’da Beyoğlu Balık Pazarı’nda Üç Yıldız’ı açmışlar. Bu dükkân açılmadan önce de orası bir şekerci dükkânıymış. Sonra yollarına birlikte devam etmişler ama kısa süre sonra ortaklıktan ayrılmışlar. Babam işletmenin sahibi olarak kalmış, diğerleriyse biri tezgâhta, biri imalathanede çalışmaya başlamış. Üç Yıldız’ın hikâyesi böyle başlamış.
– Peki, siz nasıl dahil oldunuz bu işe?
Feridun Dörtler: İlerleyen yıllarda babam evlenmiş; abim, ablam…